Geleceğin Enerji Kaynağı “FÜZYON”

ilkay Şahin
3 Min Read

Petrol ve türevlerini her gün tüketiyoruz. Gaz, benzin katran vs.  Peki bunlar tükendiğinde ne yapacağız?

Petrol ve türevi yakıtların sonunun geleceğini bilerek kullanıyoruz. Bunları kullanmıyoruz deme şansımız ise 7 milyar insanın yaşadığı bu Dünya üzerinde neredeyse mümkün değil. Bunca insanın beslenmesi ve yaşaması için kaçınılmaz bir gerçek. Aktivist ruhla düşündüğümüzde Dünyayı kirletiyoruz ama halen tam bir alternatifi olmadığı için sadece aktivistlik ile bunca nüfüsu besleyemeyiz.

Alternatif ve temiz enerji kaynaklarının varlığını red edemeyiz ama  sadece rüzgar , su ve güneş enerjisi ile bunca nüfüsu beslemek teknik olarak şu an için imkansız. Bu gibi temiz enerji kaynaklarının geleceğini azalan fosil yakıtları belirleyecek. Dünyanın son 20 yılda izlediği enerji trendi insanoğlunu verimli enerji kullanımına ve yeterli alternatif enerji konusunda çalışmalar yapmaya zorluyor. Bu çalışmalar şu an için tam bir çözüm sunmasada insanoğlunun varlığını devam ettirebilmesi hayati önem taşıyor.

Tüm bunların yanında insanoğlu çok riskli teknolojiler kullanarak enerji üretiyor. Nükleer fizyon yöntemiyle atomu parçalayıp açığa çıkan ısı ile türbinleri çeviriyor ve enerji üretiyor. Bu yöntem enerji için bir alternatif sunuyor olsa da üretim esnasında ciddi riskler oluşturuyor.Ortaya çıkan tehlikeli atıklar ise Dünyanın geleceğini daha şimdiden risk altına alıyor.

İşte bu kadar çetrefilli enerji sağlama yollarından sonra umut vaad eden bir yöntem daha var. Nükleer füzyon yöntemi. Bu yöntem fizyon yöntemi gibi atomları parçalamakla değil onları birleştirmek yöntemiyle yapılıyor.Fizyon yönteminin halen füzyon yönteminden mantıklı olmasının temel sebebi fizyon reaksiyonun kontrol edilebiliyor olmasından kaynaklanıyor. Buradan şunu anlıyoruz; füsyon reaksiyonu kontrol altına alınıp sürekli enerji üretimi yapılamıyor.

Fizyon yönteminde ağır radyoaktif elementler kullanılıyor. Füzyon yönteminde ise ağır radyoaktif elementlerin yerine hafif radyoaktif elementler kullanılabiliyor. Füzyon yöntemide bir nükleer reaksiyon olsa da fizyon reaksiyonu gibi  yarılanma ömrü çok olan nükleer atıklar ortaya çıkarmıyor.

Peki füzyon nasıl gerçekleşiyor ? 100 milyon derecede döteryum ve trityum atomlarının plazma ortamında kaynaşması ile bir füsyon reaksiyonu elde edilebilir. Buradan da şunu anlayabiliriz; bize 100 milyon derecelik bir ısı lazım.

Bir çok ülke bu konuda ciddi deneyler yapıyorlar. Temel sıkıntılardan biride 100 milyon dereceye ulaşmış ısıdaki elementleri nasıl muhafa edip reaksiyonun devam ettirileceği. Bilinen ve bu ısıya dayanabilen bir madde yok. Bu ısıda erimemesi de imkansız.

Peki bilim insanları bunu nasıl çözmeyi hedefliyorlar? Aslında bildiğimiz parçacık hızlandırıcılarda ki yöntem kullanılmaya çalışılıyor. Kuvvetli manyetik alan ile havada duran elementler ve güneş gibi sürekli reaksiyon çevrimine giren bir sistem. Bu tarz bir teknolojinin gelişmesi için daha çok yola ihtiyaç olduğu bilim adamları tarafından belirtiliyor ama 50 yıl sonuna kadar ilk santraller kurulacağıda tahmin ediliyor.

Umarım bu teknoloji daha hızlıca gelişir ve insan oğlunun hizmetine girer.

Not: Düşünsenize ! uydular gibi yer kürenin etrafında dönen yapay güneşler ! Neden olmasın?

TAGGED: , ,
Share This Article
2 Comments
  • Füzyon konusunda bir önerim var.
    Eğer dinlerseniz bir daha ki e-mailimde anlatayım.
    Bakarsınız başarılı olur.
    Hemen füzyon santralini işletmeye başlarız.
    Ancak bir şartla anlatırım.
    Nobel ödülünü beraber alacağız.

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *