CERN ‘de Neler Oluyor ?

ilkay Şahin
4 Min Read

Yıllarca haberlerde , televizyon programlarında CERN ‘ de inanılmaz deney ve benzeri başlıklarla bir sürü şey izlediniz. Peki burada tam olarak ne yapıldığına dair net bir şeyleri kimse size izah ettimi? Genellikle hayır diye biliriz. Bizde bu duruma istinaden bu yüzyılın deneylerini “Teknik Trend” in bakış açısından sizlere anlatmaya çalışacağız.

Avrupa Nükleer Araştırma Merkezi (Conseil Européen pour la Recherce Nucléaire) yani CERN, İsviçre ve Fransa sınırlarına yakın bir bölgede yer alan Cenevre şehri civarında dünyada konuşlanmış en büyük parçacık fiziği araştırma laboratuarıdır. CERN, ikinci dünya savaşından sonra Avrupa’nın benzer alanda Amerika’ya yetişebilmesini sağlamak amacıyla 12 Avrupa ülkesi öncülüğünde kurulmuştur.

CERN gerçeklenmesi için büyük bütçe ayrılması gereken deneylerin ortak bir bütçeyle yapılması amacıyla kurulmuş, 56 ülkeden 500 bilim kuruluşunu temsil eden yaklaşık 8000 civarında bilim adamı ile çalışmalarını yürütmektedir ki bu sayı dünyadaki parçacık fizikçilerinin yarısına tekabül etmektedir.

CERN’de yapılan deneylerin asıl amacı maddelerin yapısal özelliklerini ve maddeleri bir arada tutan kuvvetleri açıklayabilmektir. Bu konu bilim adamlarının asırlardır üzerinde çalıştığı ve hala tam anlamıyla açıklanamayan bir konudur. Şu an bu konuda dünya üzerinde kullanılan en son teknolojiyi barındıran CERN laboratuarları deneylerini parçacık hızlandırıcılar ile yürütmektedir. Parçacığı yapısını tam anlamıyla açıklamak için teknolojinin sınırlarını zorlayan deneylerin yanı sıra, geleceğin teknolojileri için de çalışmalar yapılmaktadır. Bu çalışmalar arasında bilgisayar teknolojileri, tıp alanında teşhis ve tedavi uygulamaları, yeni elementlerin bulunması, yeni reaktör sistemlerinin geliştirilmesi gibi her alanı doğrudan ilgilendiren çalışmalar bulunmaktadır.

CERN 21. Yüzyıla damgasını vuran deneyini ilk kez 2010 yılında gerçekleştirdi. Kütlesiz fotonlar ve W-Z diye tanımlanan ağır kütleli bozonlar ile “Higgs Parçacığı” elde etmeye çalışan efsanevi CERN deneyinin bu çalışmadaki amacı Higgs Alanı içindeki bozulumla oluşan bozonlar ile tüm kütlesiz parçacıklara hayat vermek ve onları maddeye çevirmektir. Bu nedenden dolayı CERN deneylerinde “Tanrı Parçacığı” tabiri sıkça kullanılmaktadır. Çünkü yoktan bir madde üretmek Tanrı’ya mahsus bir özelliktir. Ancak CERN deneyleri bu dönüşümü bilimsel olarak tamamen açıklayabileceklerini öne sürmektedirler.

İlk defa 2010 yılında gerçekleştirilen CERN deneyinde amaç Higgs alanını görebilmekti. Parçacık teorik olarak 160-180 GeV hıza kadar hızlandırıldığında bu deneyin başarılı olacağı hararetle ileri sürülmüştür. Ancak pratikte beklenen sonuçlar gözlemlenememiştir. Hatta 450 GeV hıza kadar çıkılan deney, bu kez 7 TeV hızda tekrarlanmak üzere 2012 yılının sonlarına ertelenmiştir. 7 TeV hıza kadar Higgs alanının kesinlikle görüleceği ve bu sayede bilimin, yoktan var etmeyi başarabileceği öne sürülse de bazı bilim adamlarınca bu hızın 14 TeV’e kadar çıkarılması gerektiğini ısrarla belirtmektedir.

Aslen Einstein’ın rölativite formülü olan E=MC2 ‘ ye dayanan CERN hipotezleri özet itibariyle şudur: Eğer madde ışık hızına ulaştığında yok olabiliyorsa, ışığın da maddeye dönüşebilmesi gerekir. İki durumda da Einstein’ın denkleminde taraflar birbirine eşit çıkmaktadır.

Evet CERN ‘ de neler oluyor konusuna bir nebze değindik. Şimdi yorumlara geçebiliriz.

Aslında bilim adamlarının yapmaya çalıştıkları şeyleri anlamak bile özel gayret gerektiriyor. Hele hele parçacık fiziği konusunda yapılan deneyler ayrı bilinmezliklerle bizleri şaşırtıyor. Ama insanoğlu öyle bilimsel gerecekleri bilmiyor ki buda sizleri şaşırtabilir ! Mesela yer çekimini oluşturan parçacıkların ne olduğunun halen bilinmiyor olması da parçacık fiziğinde ne denli ileride olduğumuzu bize gösteriyor. Nano teknolojinin temellerinden biri olan “yüzey alanı/kütle” ilişkisi ile değişen fiziksel madde özellikleri bile daha yeni yeni keşfedildi diyebiliriz. İnsanoğlu bilimin basamaklarına daha yeni adım atıyor desek yeridir.

Eskiden dedelerimiz sıkça; ileride ne gibi şeylerin olacağına dair o zaman için uçuk tahminler yaparmış ya! Alın bizde yapalım; eğer insanoğlu kendini ve Dünya’yı ihtiraslarına kurban etmez ise ışınlanma gibi olayları günlük hayattan bir olay gibi yaşamına sokacaktır.

Share This Article
2 Comments
  • insan oğlunun keşfetmesi gereken çok şey var. galiba bilim bırakın emeklemeyi , daha yeni doğuyor.

  • hayret verici şeyler bunlar ama. ama bende bilimin daha başlangıçlarında bile olmadığımıza katılıyorum

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *